pop is dead

an gelir michael jackson ölür.

genç aypodlar rahatsız

sınıfta, şeffaf ve rengarenk, içindeki beyaz borumsu zımbırtısı görünen ve kopya çekmek için de kullanılan atlas kalemleri marifetiyle, radyodan çektiğimiz kasetleri geri sarıp sarıp gürül gürül bir heyecanla; bak ulan bak ne dinleticem çok acayip cümlesini kurduran şarkıların cefakar çalgıcısı sony volkmenini hatırlamayanlar! sizi hadi yine iyisin tayfuna havale ediyorum. bu nesil çocukken de ezikti. yeni yeni asfaltlanan sokaklarında, üzerinde futbolcu resimleri olan toto kartlarıyla oynadığımız oyunlarda kaybetmeye mahkumlardı hep. ben bunu bilirim bu söylerim derdi cem karaca.

ufo gören masum kör v2.0

perşembe günü ankarada hacettepe üniversitesinin devyarasa kampusunde gökyüzüne dikkatli dikkatli bakar iken, gündüz gözü uçan pırpırlı uçağın hemen ardında bıraktığı şeyin paraşütle uçan bir turkiye cümhuriyeti yurttaşı olduğunu tam düşünücekken ve hatta kendimi inandırmış ve hanıma bak ulan bak adam nası uçuyo paraşüt o, atladı adam demin ne güzel süzülüyo demeden; hanımın: ulan ay o hilal şeklinde görünüyo sadece demesi kişisel optik tarihime kara bir leke olarak daha işlendi veyahut ben artık yaşlandım. (erikvandaniken'e not: gerçekten yaşandı bunlar ihtiyar veya based on a true story)

evlerinin önü boyalı direk

bugün annemin kolbastıya ikidebir külbastı demesi mecidiyeköydeki öykü börek'i herdefasında öykü berk olarak okumamı bir nebze olsun açıklıyor.

bir de casper vardı

alkışlarlayaşıyorum'a sadri alışık selamı çakarak cümleme girmeliyim ki; kemik asansör içinden çıkan biri gürbüzce-sempatik biri tıknaz ve yakışıklı iki delikanlı yine kemik üretim bandının üstünde önce desenli donlara kadar soyulup sonra giyindirilir, boyunlarına fotoğraf makinamsı zımbırtı takılır ve -böyle- maymun gibi orangutan gibi olan yaratık kapının önüne yaylı yatağı açar, bu iki delikanlı da yaratıkla birlikte yataktan zıplamak marifetiyle her daim uyuyan otomofile binerler idi, biz çocukken.

tele don

arkadaş! şifreli kanallar ilk çıktığında, ben çözerim lan bunun şifresini umuduyla televizyonu amuda kalkıp izlemeyi, aynaya saç spreyi sıkıp aynadan televizyona bakmayı gibi -vesaire- turk televizyonculuk tarihinin hanelerde geçen kısmını bile anlamışdım ve sindirmiştim de yıllardır canlı yayına bağlanırken şu televizyonun sesini kısmayı öğrenemedik lan. haykırıyorum; komandoyu don lastiğine sıkıştırıp da evin içinde gezen yalnız memleketimin güzel insanları kısın artık şunun sesini.

ses veriyorum: korkma

sevgili lan; okul da bitti bugün. turk eğitim sistemine, beni yeterince eğdiği ve büktüğü için teşekkürü borç bilmem gerekiyor ki öğrenim kredisini bi' kaç vakte kadar geri ödemem gerekiyor. ilişkimiz karşılıklı güvene dayanmadığı için imza falan da atıvermiştim ben. demek ki.. evet.

kırmızı kasklı çocuk

kampüste ihtiyarın scooterıyla volta atarken ekip arabasının üstündeki dolby dijitalden polisin an'ons edip "-evladım sağdan git!" demesi feci dumur bir olaydır okul hayatımın anarşik günlerinde. ben bir ceviz ağacıydım lan.